VİRÜS GÜNLÜĞÜ – 6

1 Şubat 2020 Son verilere göre Çin’de şimdiye kadar aldığımız kurban sayısı 159… Avustralya, Kanada, Almanya, Japonya, Singapur, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Vietnam’da da yeni hücrelerimiz deşifre oldu ama şimdilik. Yakında dünyanın her yerinde bayrağımız dalgalanacak. Pardon bu bayrak dalgalandırma ritüeli insanoğluna aitti. İsmimiz duyulacak desem daha doğru olur. İnsanlar adımızın anıldığı yerlerde ecel terleri dökecek, rahat uyuyamayacaklar. Biz intikam almak için meydana çıkmadık, birilerinin intikam kılıcı olarak kullanılıyoruz sadece. Bizi kullanan güç veya... The post VİRÜS GÜNLÜĞÜ – 6 first appeared on İNZAR DERGİSİ.

VİRÜS GÜNLÜĞÜ – 6

1 Şubat 2020

Son verilere göre Çin’de şimdiye kadar aldığımız kurban sayısı 159… Avustralya, Kanada, Almanya, Japonya, Singapur, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Vietnam’da da yeni hücrelerimiz deşifre oldu ama şimdilik. Yakında dünyanın her yerinde bayrağımız dalgalanacak. Pardon bu bayrak dalgalandırma ritüeli insanoğluna aitti. İsmimiz duyulacak desem daha doğru olur. İnsanlar adımızın anıldığı yerlerde ecel terleri dökecek, rahat uyuyamayacaklar. Biz intikam almak için meydana çıkmadık, birilerinin intikam kılıcı olarak kullanılıyoruz sadece. Bizi kullanan güç veya güçler sonradan harakiri yapar mı bilmeyiz ancak insanoğlunun yaptığının cezasını çektiği muhakkak. Kimi yaptığının cezasını kimi de yapılanlara ses çıkarmamanın cezasını çekmekte. Zulme rıza zulüm ise ses çıkarmayan da suç işleyen kadar suçlu değil mi? Aradaki günahsız masumların hikâyesini daha önceki günlüklerimde anlatmıştım.

Türkiye Wuhan’dan tahliye edilen 32’si Türk 42 kişiyi Ankara’ya götürüp Dr. Zekai Tahir Burak Hastanesi’nde karantina altına aldı. Bugün itibariyle birçok ülkede ismimiz icraatlarımızla birlikte anılır oldu. Adım adım ilerlemeye devam ediyoruz. Binlerce yıl önce Türklerden korunmak için yapılan Çin Seddi’nin bugün itibariyle Türklerin aleyhine aşıldığını ifade edebilirim. Nereden nereye… Çin Seddi zamanında Türklere karşı korunmak için yapılmıştı oysa, bugün ise Türkler Çin Seddi’nin aşılmaması için adeta dua ediyorlar. Tarih tekerrür mü ediyor, devran tersine mi dönüyor bilinmez. Türklerin misafirperverliğinin Türkiye’ye giden arkadaşımızı ziyadesiyle memnun edeceği söyleniyor. Özellikle ülkenin kuzey ve doğu bölgelerinde ağırlanmayan olmayacak gibi. Zira oralarda akrabalık ilişkileri ülke geneline göre yoğunluğunu koruyor. Bu bölgeler misafirperverlikte adeta yarışıyorlarmış. Bu iki bölge insanının ortak karakteri erkek çocuklarını öncelemek, silahı çok sevmek ve suç işledikten sonra düşünmek olarak sıralanabilir. Evet evet yanlış anlamadınız, iki bölge insanı da suç işledikten sonra düşünür. Yani aslında akıllarıyla değil duygularıyla karar verirler.

İnançlıları ibadet yerlerinde vurduğumuz gibi misafirperverlik, akrabayı gözetmek gibi hasletleri olanları da bu değerlerinden vuracağız. İnsanları ulvi değerlerinden vurarak bu değerlerini yok etmeye ahdetmişiz. Gittiğimiz yerlerde önce onların değerlerini yok etmek için uğraşıyoruz. Birbirlerine sarılmalarına engel oluyor, aralarındaki sevgi köprülerini yerle bir ediyoruz. Sevgi köprülerinin taşlarından ayrılık duvarları örüyoruz. Onların birbirlerine gidip gelmelerini engelliyor, onları yalnızlığa terk ediyoruz. Yalnızlıktan şikâyetçi olan yaşlıları iyice yalnızlığa mahkûm ederek ölümü beklemelerini sağladık. Bilgisayar bağımlısı olan yeni neslin bilgisayar başından kalkmamasını sağlamak da hedeflerimiz arasında. Bu hedefe her zamandan daha çok yakınız. Okulların kapatılması en büyük başarılarımızdan… Çocukların dersleri online yapmaları onların oyun bağımlısı olmalarının belki de en önemli ayağı. Online ders demek çocukların bilgisayarı istedikleri gibi kullanmaları demek… Ailelerin kontrol mekanizmasını yerle bir ettik. Ebeveynler çocuklara sınır koyamaz oldu. Ders bahanesiyle bilgisayar başına geçen çocuk akşama kadar bilgisayar başından kalkamaz oldu. Okulu, yani eğitim yuvasını, bağımlı bir nesil yetiştirmek için kullanmak büyük başarı bizim için. Belki de ölümden sonra insanlara vurduğumuz en büyük darbe bu oldu. Bizim için izzet, insanlar için zillet oldu. Ancak bu tehlikenin sonuçları zamanla ortaya çıkacak. İnsanlar şu anda can derdinde. Gelecekte ne olacağını devlet büyükleri bile düşünmüyor. Siyasi partiler varlığımızı bile siyaset malzemesi yapmaktan geri durmadılar. Davaya giden her yolu meşru gören pragmatist insanların ders alması zor görünüyor. İnsanlar, özellikle çocuklar ve gençler; sosyal medya, internet ağların kirli akıntısına kapıldı. Yeni nesil bir felaketin pençesine düştü bir kere. Sonrası mı? Sonrasını onlar düşünsün. Bence bugünü mumla arayacakları kesin. Mum kullanmıyorlarsa cep telefonlarının fenerleriyle arayacaklardır bugünleri.

2 Şubat 2020

Çin dışındaki ilk kurbanımızı bir uzak doğu ülkesi olan Filipinler’de aldık.  Anlayacağınız yine çekik gözlü bir kurbanımız var. Filipinli kurbanımızın Çinli kurbanlarımızdan tek farkı boyunun uzunluğu herhalde. Korku sınırlarını genişletmeye devam ediyoruz. Şubatın ilk haftası sona ererken Çin’deki kurban sayımız 563 oldu, deşifre olan arkadaş sayımız 28 bini geçti. Dünya Sağlık Örgütü bize karşı hâlâ etkili bir tedavi bulunamadığını duyurunca “Küresel Acil Durum”u “Küresel Aciz Durum” diye okuyan arkadaşımızın haklı çıktığını söyleyebiliriz. Acil diyerek acizliklerini örten insanoğlu kuyruğu dik tutmaya devam ediyor. Dünya hakikatten aciz durumda. Dünya derken kastımızın insanlar olduğunu anlamışsınızdır. Legal olmayan küresel lobilerin faaliyetleri tam gaz devam ederken legal görünümlü küresel bir lobi olan sağlık örgütünün ne kadar işlevsiz olduğunu da bir anlamda dünyaya duyurduk. Zaten küresel bütün kuruluşlar dünyayı dizayn etmek için birilerinin çıkarına hizmet için kurulmamış mıdır? Birleşmiş Milletlerin kararları örümcek ağından faklı mıdır? Sivrisinekleri bağlar ancak at sinekleri bu ağı deler geçer. Birleşmiş Milletler, güçsüz devletlere yaptırım uygularken güçlü devletleri kınamakla yetinir. Biz bütün bu olanlardan beriyiz, ayrıca bütün sınıf ve sınırlara sinir olduğumuzu da daha önce söylemiştim.

5 Şubat 2020

Güneydoğu Asya’da iki haftalık turunu tamamlayan yolcu gemisi Diamond Princess, Japonya’nın Yokohama limanında karantina altına alındı. 3 bin 600’den fazla yolcu ve en az 100 kişilik mürettebat taşıyan gemide hareket kabiliyetimiz tek kelimeyle muhteşem. Ziyaret etmediğimiz yolcu bırakmadık. Kapıdan kovduklarında bacadan göz kırpıyoruz gemidekilere. Aldığı çay bardağının kulpunda, ekmek sardığı kese kâğıdında, dişlerini fırçalamak için eline aldığı fırçanın sapında… Anlayacağınız her materyali kullanıyoruz onlara ulaşmak için. Onlar da bizden kurtulmak için kolonya, dezenfektan dedikleri birkaç kalkan kullanıyorlar ancak bir ülkede bizden korunmak için kolonya içen yedi kişinin öldüğünü duyunca önce haberin doğruluğuna inanmamıştık ardından insanların farklı ülkelerdeki reaksiyonlarını hatırlayınca bunun da doğru olma ihtimalinin güçlü olduğuna kanaat getirdik. Diamond Princess gemisi bir kasaba kadar kalabalık. İçeride kimler yok ki? Tacirler, seyyahlar, tefeciler… Hepsinin korkusu aynıymış. Gözyaşlarının rengi aynı diyorlardı eskiden, aslında insanlardaki korkunun tonu da aynıymış ya da insanlarının çaresizliği, acizliği, ölüm korkusu… Bu kadar birbirine benzeyen bir türün bu denli birbirine zarar verme gerekçesini anlamak mümkün değildir.

Türkiye, Çin’e uçuşların bu geceden itibaren durdurulacağını açıkladı. Bu tedbirin de takdirin önüne geçmeyeceğini bilenler bilir. Sanki uçak dışında seyahat vasıtamız yokmuş gibi. Uçakların durdurulması geçişlerimiz için mutlak bir engel değildi elbette ama hareket hızımızı ciddi anlamda etkilemiyor değil. İnsanların bizden tam anlamıyla kurtulması mümkün değil. Sadece erteleyebilirler. Er ya da geç ama mutlaka… Mücbir sebepler gerçekleşti ve sonucun doğması kaçınılmazdır. Mücbir sebebin ne olduğunu daha önceki günlerde açıklamıştık. Zira bizim sebep değil sonuç olduğumuzu defalarca belirttim.

7 Şubat 2020

Bugün dünya bir kurbanımızın adını duyunca büyük şok yaşadı. Bizim varlığımızı ilk defa deşifre eden Doktor Li Wenliang’ı kurbanlar halkasına eklemeyi başardık. Ona karşı öfke bileyen üst yönetimimiz ona operasyon için en gözü kara elemanımızı göndermişti. Dünya onun gömme töreniyle meşgul iken biz de onu alt eden arkadaşımız için özel bir tören yaptık ve arkadaşımıza üst yönetimimiz tarafından bir plaket verildi. İşin ilginç tarafı bu son kurbanımız daha önce sosyal medya üzerinde bizimle ilgili kaygı dolu sözler sarf ettiği için polisler tarafından cezalandırılmıştı. Yani anlayacağınız insanlar arasında da bizim hesabımıza çalışanlar mı dersiniz, anlayamadığını cezalandırarak susturmak mı dersiniz, bilmediğine düşman kesilmek mi dersiniz ne derseniz deyin, insanoğlunda türlü hâller var. Bizi bir yerden bir yere gönüllü taşıyanların olduğuna şahit olduğumu söylesem bazılarınız inanamayacaktır ama gerçekten bazıları bizi yaymak için bilinçli bir şekilde çalışıyor. Adam bizimle temaslı olduğu hâlde bunu gizleyerek yayılmamıza olanak sağlıyor. Rahatından taviz vermeme adına her zamanki yaşayışına devam ediyor. Biz bu tür insanlar sayesinde daha rahat yayılma imkânı buluyoruz. Bu insanlardan en çok da bencil olanlarına muhabbetimiz var. Adamlar kendilerine zarar vermeyeceğimizi anladıkları an dünya umurlarında değil. Evet, insanların bizim için gönüllü çalıştıklarını söylemiştim.

Neden mi?

Nedenini ben de bilmiyorum. Biz sadece içlerini biliyoruz, içlerinden geçenler bizi aşar. Biyoloji ilmimiz konusunda mütevazı olmam ancak psikoloji alanıyla ilgili hiçbir bilgiye vakıf değilim. Biz zanla hareket etme yeti ve yetkisine sahip değiliz. Zan insanoğlunun nefret yaymada en büyük silahı ancak biz bundan uzağız. Bilgelerimizin etkimizin yıllar sonra psikolojik olaylarla devam edeceğini söylediklerini duydum. Onların bilgisi de tecrübeden ibaret. Geçmiş yaşadıklarından vardıkları sonuç bu. İnsanoğlunu birkaç kelimeyle özetler misin diye sorduğumda bir bilgemiz şöyle özetlemişti: Birbirinden kopuk bir nesil, ekran bağımlısı bir gençlik, ideali yok edilmiş bir insanlık, yalnızlığa ve ölüme terk edilmiş bir ihtiyarlık ve gelecekle ilgili kaygılar yumağında gözünü açan bir çocuklar yumağı…

 

The post VİRÜS GÜNLÜĞÜ – 6 first appeared on İNZAR DERGİSİ.