Ömer Muhtar’ı Hatırlamak (20 Ağustos 1862-16 Eylül 1931)

Omar Ahmed       Bir İslam âlimi iken özgürlük savaşçısına dönüşen Ömer Muhtar, en çok da ömrünün son yirmi yılında İtalyan sömürgeciliğine karşı silahlı bir devrim hareketine ve gerilla savaşına önderlik etmesiyle ve alıkonulduktan sonra 90 yıl önce idam edilen biri olarak bilinmektedir. O, Libyalı bir ulusal kahraman ve sömürgecilerin ezici üstünlüklerine rağmen direniş sergileyen ilham verici bir sembol olarak hatırlanmaktadır. Ömer Muhtar, 1856 ve 1862 yılları arasında-doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir- Libya’nın doğusunda bulunan liman şehri... The post Ömer Muhtar’ı Hatırlamak (20 Ağustos 1862-16 Eylül 1931) first appeared on İNZAR DERGİSİ.

Ömer Muhtar’ı Hatırlamak (20 Ağustos 1862-16 Eylül 1931)

Omar Ahmed      

Bir İslam âlimi iken özgürlük savaşçısına dönüşen Ömer Muhtar, en çok da ömrünün son yirmi yılında İtalyan sömürgeciliğine karşı silahlı bir devrim hareketine ve gerilla savaşına önderlik etmesiyle ve alıkonulduktan sonra 90 yıl önce idam edilen biri olarak bilinmektedir. O, Libyalı bir ulusal kahraman ve sömürgecilerin ezici üstünlüklerine rağmen direniş sergileyen ilham verici bir sembol olarak hatırlanmaktadır.

Ömer Muhtar, 1856 ve 1862 yılları arasında-doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir- Libya’nın doğusunda bulunan liman şehri Tobruk’un yakınlarında bulunan Zawiyat Janzur köyünde bulunan Minifa aşiretinde dünyaya geldi. Minifa aşireti, Libya ve Mısır arasında bulunan Marmarika antik bölgesinde yer alan Araplaşmış Amaziğlerden oluşuyordu. Libya’nın bu bölgesi o zamanlar Batı’daki Tripolitania (Trablus) ile birlikte İtalyan Sireneyka’sı olarak adlandırılıyordu ve 1911 İtalyan-Türk savaşından sonra Osmanlı İmparatorluğundan İtalyanların eline geçmişti.

Genç yaşta yetim kalan Muhtar, babasının da isteğine uygun olarak saygın bir âlim ve aile dostu olan Şerif El Gıryani tarafından evlatlık edinildi. Muhtar, bu süreçten sonra Kur’an’ı ezberleyeceği yerel medresede (İslami okul) eğitim görecekti. Dini eğitimine Sufi Senusi tarikatıyla bağlantılı olan Jaghbub (Cağbub) Üniversitesinde devam etti ve Doğu Libya’daki uzak vahada hareketin manevi karargâhında hizmet etti.

Orada sekiz yıl çalışan Muhtar imam ve âlim olarak mezun oldu ve Şeyh Muhammed El Mehdi El Senussi (1844-1902) rehberliğindeki Senusi kardeşliğine katıldı. Şeyh, hareketin kurucusu Şeyh Muhammed İbn Ali El Senusi’nin oğlu ve Libya Kralı İdris’in (1890-1983) babasıydı. Muhtar, cemaate hizmet etmek için Tobruk’a döndü ama 1897 yılında Senusi liderliğinin temsilcisi olarak Sudan’a seyahat edecek olan Muhtar, El Mehdi tarafından doğudaki Zawiyat el Qusour’un şeyhi olmaya davet edildi. İşte bu kervan yolculuğu sırasında meşhur “Çöl Arslanı” lakabını kazandı.

1899 yılında, 37 yaşındayken kendisi ve diğer Senusi güçleriyle birlikte Fransız sömürgecilere karşı direniş güçlerine katılmak için Çad’a gitti. Ardından El Mehdi’nin 1902’de ölümüyle Senusiliğin en büyük önderi Ahmed El Şerif tarafından Zawiyat El Qusour’un başkanı olarak atandı.

Ancak İtalyanlar 1911 yılında Libya’yı işgal ettiklerinde hareket direniş kuvvetlerinin yönünü Çad’dan çevirerek yeni ve daha acil bir tehdit olarak gördüğü Libya’ya yöneldi. O zamanlar ellili yaşlarında olan Ömer Muhtar sömürgeci güçlere karşı tecrübesinden ve çöl savaşındaki maharetinden yararlanarak ülkelerini özgürleştirmek isteyen mücahitlerin mücadelesinde gayriresmi rehber oldu. 1922’de faşistler diktatör Benito Mussolini liderliğinde İtalya’da iktidara gelince İtalyanlar Roma’nın Kuzey Afrika’daki sömürgelerinin ‘yeniden fethi’ dedikleri bir savaş başlattılar.

“Ya kazanacak ya da öleceğiz” sloganıyla hareket eden Ömer Muhtar aşina olmadıkları çölde pusuya düşürdüğü İtalyanlara karşı gözüpek bir gerilla savaşı başlattı. Bu savaşında savaşçı, tedarikçi ve ikmal malzemesi yönünden yerel güçlerden yoğun bir destek aldı.

İtalyan güçleri taktiksel açıdan Ömer Muhtar’a karşı başarısız kaldıkları için onun destek aldığı üsleri ve ikmal hatlarını vuruyorlardı. Zalimce taktiklere başvuruyorlardı, Mısır sınırını dikenli telle örüyorlar, kuyuları zehirliyorlar ve binlerce insanın tutulduğu toplama kampları kuruyorlardı. Direniş savaşçılarını moral yönden ezmek için yoğun biçimde kitlesel infazlar gerçekleştiriyorlardı.

Tüm bu yapılanlar mücahitleri ve Ömer Muhtar’ın davasına olan desteği daha da arttırıyordu. Ancak işgalci güçler defalarca aşağılayıcı biçimde yenilgiye uğramalarına rağmen İtalyanlar sonunda onu yaraladılar ve 11 Eylül 1931’de Ömer Muhtar’ı pusuya düşürdüler.

Üç gün sonra mahkemeye çıkarıldı ve asılarak idam edilmesi kararı verildi. 73 yaşındaki Ömer Muhtar’ın idam emrine karşı Kur’an’dan “Allah’tan geldik yine O’na döneceğiz” ayetlerini okuyarak karşılık verdiği aktarılır.

Ömer Muhtar, 16 Eylül 1931’de Bingazi’nin güneyindeki Suluq toplama kampında destekçilerinin gözleri önünde asıldı. İdamı, en azından sembolik olarak Senusi direnişini bitirdi ve İtalyan Libya’sını “birleştirdi”.

Ömer Muhtar’ın mirası, idam edildiği günden itibaren Libyalılar nezdinde kalıcı bir etkiye sahip oldu. Libya diktatörü Muammer Kaddafi de, 2011 yılında onu devirerek öldüren NATO destekli isyancılar da, “Çöl Arslanı” lakabını üsleniyor veya kendilerine uyarlıyorlardı. Muhtar’ın resmi hala Libya’nın 10 dinarlık banknotlarının üstünde görülür.

Aktör Antony Quinn 1980 yılında biyografik bir film olarak Suriyeli Amerikan yönetmen Mustafa Akkad tarafından yapılan filmde Ömer Muhtar rolünü oynamıştı. Bu filmin İtalyan ruhundaki etkisi öylesine güçlüydü ki film yıllarca İtalya’da yayımlanmamış ancak 2009’da yayımlanmasına izin verilebilmişti.

Bu makale Süleyman Kaylı tarafından İnzar için tercüme edilmiştir.

The post Ömer Muhtar’ı Hatırlamak (20 Ağustos 1862-16 Eylül 1931) first appeared on İNZAR DERGİSİ.