Ölmeden Önce Nefsimizi öldürmek

Takvimler miladî 2021 ‘in son demlerini yaşadığımız şu günleri ömür sermayemizden yaprak yaprak dökerken, 2022 ‘nin hayır ve bereketle bizi karşılayacağının umudu ve heyecanı ile yeni yıla gireceğiz inşaallah.

Ölmeden Önce Nefsimizi öldürmek

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın(cc) Adıyla…

Takvimler miladî 2021 ‘in son demlerini yaşadığımız şu günleri ömür sermayemizden yaprak yaprak dökerken, 2022 ‘nin hayır ve bereketle bizi karşılayacağının umudu ve heyecanı ile yeni yıla gireceğiz inşaallah.

Herkes için türlü imtihanlarla dolu bir 2021 geçirdik ki kimimiz Covit-19 salgınının amansız pandemi koşulları altında ezilirken kimimiz bu salgının doğurduğu ekonomik krizin ve nihayet ardı arkası kesilmeyen zamların hayat şartlarını iyice zorlaştırdığı bir sene geçirdik. Evet, zor zamanlar beşeriyetin samimiyet ve ahlak terazisinde kendini kantara vurma şansı doğurmasına imkân verdiği dönemlerdir ki maalesef ki adına “fırsatçılık, stokçuluk, menfaatperestlik” gibi sıfatlar koyduğumuz nice manevi hastalık birden hortlayıverdi.

Peki, acaba bunca musibete rağmen kendimizi hesaba çekip “ölmeden önce nefsimizi öldürmek” adına tefekkür etmemiz gereken bir dönem değil midir bu dönem? Manevi kimliğimizin bize biçtiği rolleri hakkıyla eda etmemiz gerektiği şuuruna ermemizin vakti geldi de geçmiyor mu?

Hayır! Teessüfle ifade ediyorum ki bu şuuru yaşamaktan ziyade fersah fersah uzaklaşıyor ve öz benliğimizi kaybetmenin tehlikesi ile baş başa kaldığımız bir dönemden geçiyoruz. Ta ki Rabbimiz ’in (cc)  şu buyruğunu dahi göz ardı ederek:

Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi iğrenç şeylerden ibarettir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.(Maide 90)   

Allah’ın (cc) hükmü bu kadar net bir şekilde ortadayken bir ferdi olduğumuz toplumumuzun seyri nasıl oluyor da ilahî hükmün aksi istikametinde ısrarla seyrediyor?

Âlemlere Rahmet, Hz. Muhammed’in (sav) bir hadis-i şerifte:

“Kim ki bir topluluğa benzemeye çalışırsa o da ondandır. “        

diye buyururken, biz nasıl oluyor da hala sahte içkiden hayatını kaybeden, piyango bayilerinde kuyruğa girmiş, faiz ve haram kıskacında ahiretini heba etmiş -banka Müslümanı- insanların haberlerini bıkmadan usanmadan televizyon kanallarının haber portallarında takip ediyoruz.

İçkinin sahtesinin de gerçeğinin de haram olduğu, faizin her ne kadar başka başka kisveler altında mubah gösterilse de katî bir şekilde Allah’ın kanunlarına başkaldırı olduğu neden konunun muhatabı olan yetkililerce cesurca dile getirilmediğini anlamıyor ve bu ahvali dehşet içinde seyrediyorum.

Gel gelelim…

Kültür yozlaşmasının en çarpıcı örneği olan kırmızı şapkalı şeytanî noel baba… Barbar ve vahşi Avrupa’nın, kan emici emperyalist ABD’nin “masul ve temiz yürekli çocuklara hediyeler getiren “ diye bize empoze ettirmeye çalıştığı bu hayâsız akının maske takmış şeytanî adeti, nasıl oluyor da Müslümanlığı ile övünen ülkemizde kabul görüyor.

Kökü emperyalist batı ile finanse edilen sözüm ona bir takım medya kuruluşlarımız, evlatlarımıza rol model olarak batının kan emici katil maskotu noel babayı reklamlarda, dizilerde ve sosyal medyada empoze ederken, bizler Müslüman olarak yavrularımıza geceler boyunca sırtında nasırlar çıkıncaya kadar ev ev dolaşıp fakir ve ihtiyaç sahiplerine hediyeler taşıyan Hz. Ömer’ i (ra) hakkıyla anlatabiliyor muyuz? Yine, Peygamberimiz ’in (sav) torunlarından Zeynel Abidin Hazretleri’nin sırtı iki büklüm oluncaya kadar mazlum ve yoksul insanlara yardım ettiğini hangimiz oturup da aile meclisimizde mevzu bahis ettik.

İşte tam da bu noktada neslimizi ve davamızı dimdik ayakta tutmayı şuur edinmiş bir gençliğin nidasını, mücadelesini ve iştiyakını görmekteyiz. İslami Gençlik Nesli…

Kur’an ve sünnet yolunda ilerlemeyi kendine şiar edinmiş bu genç neferler, yaşıtları dünyevi hazların peşinde koştururken inancına hizmet etmeyi ve davasını omuzlarda taşımayı kendine bir görev bilerek 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan geceyi, her yıl yaptığı gibi “ Mekke’nin Kutlu Zaferi” ile eda edecek. Hatırlar mısınız, kutlu şehir Mekke-i Mükerreme’ye fevç fevç, akın akın giren Müslüman ordusunu gören en azılı müşrikler Kâbe’ ye sığınmış ve korkularından pencere ve kapılarını adeta çivileyerek evlerine çekilmişlerdi. İşte tam da böyle bir zamanda, Allah’ın kendisine vaat ettiği kutlu zaferin gerçekleştiği bir anda, kendisine ve ashabına yapılan onca zulüm ve işkenceye rağmen Rasulullah’ın (sav) gönülleri fetheden, an azılı müşriklerin bile kalbini yumuşatacak bir hoşgörü ile kalpleri İslam’a karşı yumuşatan yaklaşımını hatırlayalım. Evet, o herkesi affetmiş, korkusundan Mekke’yi terk eden müşrikleri bile tekrar Mekke’ye davet ederek hoşgörü ve samimiyet pınarlarını kalplere akıtmıştı. Size de tanıdık gelmiyor mu bu duruş, bu çizgi… O gün nasıl ki Rasullullah(sav) kalpleri fethetmişti, bugün de İslami Gençlik Nesli gönüllere taht kuracak İslamî bir çizgide yine kutlu zaferin sene-i devriyesini yad edecek.

Bilinmelidir ki! Bu nesil, siyonizm’in ve emperyalizmin kıskacı altında inlemeye mahkûm bırakılan Müslüman dünyasının örnek neslidir. Allah, kendi davasına sımsıkı sarılmış olan bu neslin yâr ve yardımcı olsun. Sayılarını arttırsın. Şeciyelerini İslam mayasıyla, dava şuuruyla pekiştirsin.

Sizleri Allah’a emanet ediyorum.

Şükrü Yavuz