İbadette de muamelatta da Müslümanca hareket etmeliyiz

İbadette de muamelatta da Müslümanca hareket etmeliyiz

İslam dini, ibadet ve muamelatta bir bütündür. Allah’a karşı kulluk görevini yerine getirme, kâinatın yaratıcısı olan Allah’a karşı tazim ve hürmet ile ona sığınmanın alameti olarak ondan yardım beklemek bu dinin gereğidir.

Birçoğumuz ibadetlerimizi yapıyor, İslam’ın beş şartından biri olan namazı kılıp rahatlıyoruz. Bir de “İslam, sadece namazdan ibarettir” deyip kendi kendimizi teselli ediyoruz. Elbette İslam’da namaz ve diğer ibadetler çok önemlidir. İbadeti olmayan bir Müslüman el ve ayakları kesilmiş, orta yerde duran bir kütük gibidir. Bir Müslüman ibadetten gayrı düşünülemez.

Elhamdülillah, çoğumuz namaz kılıyor, camilere koşuyor, çok güzel ve takdir edilecek gayretler sarf ediyoruz. İbadetlerimizin takva üzerine hep böyle devam etmesini temenni ediyoruz. Allah (c.c) Ankebut süresi 45. Ayette “Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.” Hüsnü niyet ile deriz ki, bütün Müslümanların namazları, onları hayasızlıktan ve kötülüklerden beri kılar.

İslam’da ibadet ve muamelat birbirini tamamlayan iki önemli esastır. Müslümanların ibadet konusunda fazla sıkıntıları yok, ancak İslam sadece ibadetten ibaret değildir. Namazında niyazında olan bir iş adamı tarlasında, fabrikasında, marketinde, tekstilinde, çiftliğinde, bağında ve bahçesinde işçi çalıştırıyor. Ya işçiye fazla mesai yaptırıyor, fazla mesainin karşılığını vermiyor, ya da işçi ile yaptığı sözleşmede geçen haklarını tam olarak vermiyor. Ya da çok düşük ücret ile işçi çalıştırıyor. Ya da işçinin emeği olan maaşını zamanında vermiyor. Oysa İslam’da işçinin alın teri kurumadan ücretinin verilmesi gerekir.

Allah (c.c), İslami kuralları hayatı güzelleştirmek için, insanlara emretmiştir. İslam hayatın her alanına müdahil oluyor. İslam’ı sadece ibadet olarak düşünürseniz, hiçbir problem çözülmez. Müslümanlar arasındaki en büyük sıkıntı, İslam’ın sadece ibadet kısmını yerine getirilmesidir. Bunun için bela, musibet, kavgalar ve huzursuzluklar almış başını gidiyor.

“Ben Müslümanım” diyen herkes komşu haklarına dikkat etmeli, komşusu onun elinden ve dilinden emin olmalı, imkanları dahilinde onlara yardımcı olmalıdır.

Müslüman işçisine ücretini layıkıyla vermeli ve verebileceği ücreti açık bir şekilde söylemeli, işçisine ilgi göstermeli, onu bir işçi değil, kardeş bilmeli, fazla mesai yaptırıyorsa ek ücret ödemelidir… Resulullah, “ İşçinin ücretini alın teri kurumadan önce ödeyiniz” buyuruyor. Bu hadisin gereği yerine getiren bir iş adamının sırtı yere gelmez, Allah (c.c) işini rast getirir.

Alışveriş konusunda hassas olmalıyız. Ne fazla pahalıya satın, ne de çok ucuza satın. Pahalıya satmanın vebali ağır olur. Muzlumun ahına maruz kalmamalıyız. Ne de çok ucuz satıp iflasa sebep olmamalı, alışverişte ne ifrat ne de tefrit; vasat bir ölçünüz olsun. Umulur ki Allah (c.c) güzel bir neticeye ulaştırır.

Allah (c.c) Al-i İmran 26. Ayette “De ki: Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin. Dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” Ayet açık ve anlaşılır olduğundan dolayı okuyucuların tefekkürüne bırakıyorum.

Allah (c.c), hepimizi İslam’ı bir bütün olarak yaşayanlardan eylesin.

Faruk ER