USD 5.3435997962952 EUR 6.0847997665405 GBP 6.7732000350952 Gram altın Cumhuriyet Altını Gümüş ONS 1249.6400146484 Yarım Altın

İmsak:04:58 Güneş:06:19
17 °C

POSTALLI YAŞAMDAN YENİ DÜZENE

  • SEYFETTİN AĞIRMAN
  • 2018-08-04 14:58:58
  • 472 Görüntülenme
  • 12 Eylül askeri darbesini gerçekleştiren Kenan Evren ve arkadaşları ülkemize ve halkımıza özgürlükleri kısıtlayan 1982 askeri anayasasını ve bu anayasanın beslediği kanlı çatışmaları kazandırmaktan başka bir şey  kazandırmamıştır. Darbe esnasında ve sonrasında ekonomideki zarar, tutuklamalar ve yargılamalar esnasında yaşanan işkence ve ölümleri saymazsak tabi. Halbuki darbecilerin öne sürdükleri gerekçeleri;  halkın can ve malına kast eden terörü ve anarşiyi bertaraf etmek, devlet kurumlarının işlevlerini gerçekleştirmelerini sağlamaktı. Kısacası halkın huzurunu tekrar temin etmekti.

    Millete bunca zulmü reva gören darbecileri yargılamak İçin 12 eylül 2010 tarihinde yapılan halk oylamasında başta CHP olmak üzere MHP ve bunlarla aynı  ideolojiyi  paylaşan bir çok sağcı ve solcu örgüt de ”hayır” dan yana oyunu  kullandı  hatta  CHP  lideri Kılıçdaroğlu sandığa bile gitmezken HDP ve bileşenleri bir nevi “ hayır” anlamına  gelen boykot kararını aldı.

    16 Nisan 2017 tarihinde 1982 askeri anayasanın bazı maddelerinde değişiklik yapmak için ikinci defa halkın önüne sandıklar konuldu  ve tekrar referanduma gidildi.   Bu referandumda da başta mecliste grubu bulunan CHP,HDP olmak üzere hemen hemen bütün sol örgüt ve meslek  kuruluşları  bir çok sağcı örgüt de "hayır" dan yana oylarını kullandılar.

    İslam’ı referans alan HÜDA PAR her iki oylamada da “evet” den yana oy kullandı. Gerekçe olarak da  suç işleyen darbecilerin  yargılanmasını ve askeri ana yasanın kaldırılmasını gösterdi .

    Peki  neden? Neden yıllarca bu ülkede milleti mağdur eden, yaptıklarıyla halka kan kusturan bu adamların yargılanıp hesap vermelerini ve bu milletin başına musallat ettikleri askeri  anayasanın değiştirilmesine karşı çıktılar? Sadece bunlar değil yıllarca babalarının çektikleri işkenceleri yazarak meşhur olan yazar ve çizerler, sinemalarda ve tiyatrolarda sahneleyerek ünlenen senarist ve artistler, üniversitelerde üzerinde doktora yapan akademisyenler neden karşı çıktılar? Onlara sorarsanız hepsinin kendilerine göre verdikleri veya  verecekleri birer cevapları vardır.

    Ama hiçbir cevap mağdur olan insanlarımızı ve  kamuoyunu   tatmin etmeyecektir ki  referandum sonuçları da bunu destekler mahiyettedir. Çünkü yukarda  ismi zikredilen gerek sağcı gerekse solcu parti ve sivil kuruluşların tabanı  genelde sandığa gitti ve bu  oluşumların aksine “evet “den yana oylarını kullandılar.

    Bütün engelleme ve karşı çıkmalarına rağmen iyi veya kötü her halükarda 24 Haziran 2018 seçimleriyle beraber Türkiye yukarda dile getirilen referandumlar sonucu  yeni bir sisteme geçti.  "Cumhur Başkanlığı Hükümet Sistemi" Peki bu sistem parlamenter sistemin kalıntılarını, adaletsizliklerini  giderecek mi? “Evet” deyip  sandıklara giden  mazlumların yüzünü güldürecek mi? Bozulmuş olan ADALET terazisini kuracak mı? Eğer geçmişten kalan ve kamuoyu  vicdanını sızlatmaya devam eden  birkaç olay aydınlığa kavuşturulursa bana göre sistem  benimsenecek devamınıda  getirecek ve halkın güvenini kazanacaktır.  

    Örneğin  :

    1-Diyarbakır'ın Silvan İlçesine bağlı Susa (Yolaç) köyünün mescidinde İbadet eden 10 vatandaş, 26 Haziran 1992 yılında, yatsı namazından sonra askeri kıyafetlerle camiyi basan ve Pkk' li olduklarını söyleyen blr grup tarafından camiden alınıp kurşuna dizildiler. Bu olayda 4 kişi de yaralandı. Söz konusu olayla ilgili fail veya failler hakkında ne gibi işlemler yapıldığı , olayla ilgili herhangi bir yargılama yapılıp yapılmadığı konusunda kamuoyuna herhangi bir bilgi düşmedi, üstü kapalı kaldı olay hala aydınlatılmış değildir.

     

    2-2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş  olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğunluğu Alevli 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanı dumandan boğularak hayatını kaybetti. Olay birkaç İnsanın ceza almasıyla geçiştirildi. Gerçek fail ve provokatörlere dokunulmadı.

    3-Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Baş bağlar köyünde 5 Temmuz 1993'te yaşanan katliamın üzerinden 25 yıl geçti Failler yakalanıp suçlarını itiraf ettikleri halde serbest bırakıldı ve olayla ilgili hiç kimse ceza almadı. Sivas’ta yaşanan otel olayından üç gün sonra yapılan katliamda bazıları yakılarak kadın erkek, çocuk, yaşlı, genç demeden 33 vatandaşımız hayatını kaybetti.

    4-Batman Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO)çalışanı 1954 doğumlu Cevdet Soysal 09.11.1998 tarihinden bu yana kayıptır. Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, 1999 yılında Batman'da Cevdet Soysal’ın, kendilerini JİTEM görevlisi' olarak tanıtan Fethullah Gülen'e bağlı polisler tarafından kaçırıldığını, boynu kırılarak katledildiğini ve Beşiri kırsalında bir yerlere gömüldüğünü

    "İN Baykal Kaseti,  Dink Cinayeti ve diğer komplolar" isimli kitabında iddia etmiştir. Cevdet Soysal'ın Batman Pınarbaşı Mahallesindeki evinin önünde işe gitmek için servis beklediği sırada bir gurup polis tarafından gözaltına alındığını aktaran Uzun, "Polislerin hepsi Cemaat mensubudur. Başlarında 'C Büro Amiri' bulunuyordu. Cevdet Soysali bir arabaya bindirdiler. Kırsal alanda TEM Sorgudan Muammer komisere teslim ettiler. Soysal, Bahçelievler Mahallesi'nde bir polisin evinde işkenceli sorgudan geçirildi. Daha sonra da boynu kırılarak öldürüldü. Beşiri kırsalına gömüldü."  Demesine rağmen  bu güne kadar olayla ilgili herhangi bir  gelişme olmadı .Dosya tozlu raflarda durmaya devam ediyor.

    5-  Şırnak' ın Uludere ilçesinin Roboski köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde TSK'ya ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 34 insanımız hayatını kaybetti. Devlet, tazminat ödemeyi kabul ettiği halde olayın yargı tarafı adeta unutuldu.

    6--Yüksekova’da 5 Mayıs 2011 de Mustazaf Der şubesine bir saldırı oldu. Dernek başkanı ve üyelerine ateş etmeye başlandı. Bu sırada Dernek başkan yardımcısı Ubeydullah Durna  dernek çatısını tamir  işiyle uğraşırken vurularak ağır yaralandı. Arkadaşlarının yardımıyla çatıdan  İndirilen Ubeydullah Durna çağırılan Ambulans ile hastaneye kaldırıldı ancak  kurtarılamadı ve  hayatını kaybetmişti.

    Parlamenter sistemin kapanmayan yaralarından olan ve kamuoyunu derinden etkileyen olaylardan sadece altı tanesini burada dile getirmemizin nedeni, yeni sistemin bunları çözeceğine  olan beklentimizdendir. Bu olaylar aydınlatıldığı zaman kamuoyunda adalet ve barış havası hakim olacak ve böylece başkanlık sistemi de daha iyi benimsenecek kanaatindeyim.

    Son olarak  28 Şubat ve FETÖ'nün mağdur ettiği ceza evindeki   insanlarımızı da  unutmamamız gerekir.   Failler kanun önünde suçlu  bulundukları  halde  mağdur ettikleri insanların  hala ceza evinde olması bir garabettir.

    Adaletin herkes için geçerli olduğu, adil bir yaşam sürdürmeniz dileğiyle. Allah a emanet olun.