analist auto Autosurf Websyndic VE SEÇIME GIDIYORUZ
Gram altın Cumhuriyet Altını Gümüş ONS Yarım Altın

Öğle:12:07 İkindi:15:13
17 °C

VE SEÇIME GIDIYORUZ

  • SEYFETTİN AĞIRMAN
  • 2018-05-20 13:41:36
  • 778 Görüntülenme
  • Türkiye 24 Haziran'da seçime gidiyor.Normal şartlarda 2019 da yapılması gerekirken ani bir kararla erkene alındı.Bu kararı manşete taşıyan Doğru Haber gazetesi”BASKIN SEÇIM”başlığıyla okuyucularına duyurdu.iktidar ve onunla ittifak çalışmalarını sürdüren partinin dışında,hazırlıksız yakalanan diğer siyasi partiler adeta baskına uğradılar.Bu kararın ilginç olan tarafı teklifin hükümetten değil de ittifak ortağı muhalefet partisinden gelmesi oldu.Gerek ülke sınırları içerisinde gerekse ülke dışında askeri operasyonların yoğun olarak yaşandığı bir zamanda,ABD ve NATO üyesi ülkelerin Türkiye'ye karşı olumsuz tutumları ve bununla beraber ortaya çıkan ikili ilişkilerdeki krizler ile Türkiye, Rusya ve İran’ın Suriye'deki işbirliğinden hükümetin bilmediği  yada öngörmediği  bazı olumsuz durumları  muhalefet mi fark etti böyle bir teklifte bulundu yoksa hükümet ve MHP anlaştıktan sonra hükümetin isteğiyle mi böyle bir teklif sundu ya da ittifakın şartlarından birisi de acaba seçim miydi? Bilinmez ama gerçek olan baskın bir seçimin olmasıdır.

     Ancak  bu seçimin baskın bir seçim olmasının dışında, onu sıra dışı yapan en önemli  özelliği hükümet sisteminin değişecek olmasıdır.

    Muhalefet kazandığı takdirde bu sistemi iptal edeceğini duyurdu.82 askeri darbe Anayasa'sının bazı maddelerinin değişimini içeren ve yarı başkanlık sistemini getiren ve’’ evet-hayır’’ halk oylamasında da ‘’hayır’’ oyu veren CHP,HDP ve diğer bazı muhalif partiler gibi buna karşı çıkan başta FETO olmak üzere sözüm ona demokrasi havariliği yapan başta ABD olmak üzere batılı ülkelerde bu sistemden rahatsız oldular. Muhalefet partilerinin tutumu bilerek veya bilmeyerek  onları FETO ve ABD safına itmiş oldu.

    Bu değişiklikler parlamenter sistemin nihayetine, ülkede koalisyon ve hükümet krizlerine son veriyordu, bu da ülkenin  içine düştüğü boşluktan yararlananları rahatsız ediyordu.

    Seçimin  partileri etkileyen bir yönü de yüzde on barajının korunması ve ittifak konusunu gündeme getirmesi oldu. Bu bağlamda Ak Parti ve MHP Üsküdar’ı çoktan geçmişlerdi. Bundan dolayı ‘baskın seçim ’konusu gündem oldu. Diğer partilerde kendi aralarında ittifak arayışına girdiler ve bu amaçla karşılıklı görüşme talepleri oldu. Bunlardan en ilginç olanı  anayasa  halk oylamasında ‘evet ’ten yana oy kullanan ve seçimde denge konumuna gelen  adeta seçimin kaderini belirleyen HUDA PAR’ın görüşme talepleri oldu. Seçime giren on bir partiden biri olan HUDA PAR on partiyle görüşme talebinde bulundu. Bu talebe olumsuz cevap veren HDP,CHP ve MHP oldu. CHP ve MHP’nin olumsuz tavrı pek konuşulmadı ancak Diyarbakır’da faaliyet yürüten beş siyasi Kürdi hareket KDP-T,KDP,PAK,PSK ve Azadi temsilcilerinin önce HUDA PAR ardından HDP’yi ziyaret etmeleri  ve HDP’nin  olumsuz cevap vermesi kamu oyunda özellikle Kürd seçmeninde hayal kırıklığı yaratmış ve HDP’nin eleştirilmesine sebep olmuştur. sadece HDP’nin seçmeninde değil, belki yönetiminde de tepkilere yol açmıştır. Örneğin Altan Tan millet vekilliği adaylığını koymamasının sebeplerinden birisini Türk solunun HDP’yi ele geçirmesini, ikincisi de HDP’nin HUDA PAR’ın diyalog teklifini ret etmesini gerekçe göstermiştir.

    Yine bu seçim sürecinde başkan adaylarının söylem ve davranışları dikkatimi çekti. Örneğin Recep Tayyip Erdoğan’ın “bana oy verip de Ak Parti adaylarına oy vermeyen münafıktır” sözleri, Muharrem İnce’nin incelikleri, Akşener’in  u dönüşleri  hafızalarda yer alacaktır.

    Ama Şeyh Said olayından sonra Kürdistan’da yaşanan en kapsamlı yıkım olan ve Türkiye’nin Tarihine ’çözüm süreci’ olarak geçen (ki bana göre Kürd halkı için yıkım sürecidir) ve bu süreçte ister FETÖ'yü, ister ABD'yi isterseniz Israil'i suçlayın ama asıl olan bu süreci iyi yönetemeyen Ak Parti  hükümeti ve muhatapları HDP veya PKK fark etmez hangi bahaneyle oy isteyecekler?Sur,Silvan,Idil,Cizre,Nusaybin,Şırnak,Silopi,Yüksekova gibi yerlerde yıkımdan sonra yapılan imar çalışmaları neticesinde yaşanan rüşvet ve adam kayırma gibi halk arasında yaygın olan söylem ve iddialar bir yana FETO ve PKK gibi suçlardan dolayı işten atılanlar ile bunların yerine yenilerinin alınması ve güvenlik soruşturmalarından dolayı yaşanan mağduriyetler ve dönen dolapların izahatını yapabilecek bir baba yiğit varmış, acaba? İşte böyle bir dönemde seçime gitmek elbette ki normal görünmekle beraber, tercih yapmak bazıları için zor olacaktır. Cüzdan ve vicdanın ortasında sıkışan bu halk elbette tercihini yapacaktır ama iyi bir ders vererek yapmasını umuyorum.

    Seçimler beraberlerinde getirdikleri dinamik ve yeni aktörler sayesinde genellikle olumlu sonuçlanırlar. En azından halk rahat bir nefes alır, siyasilerde nerde hata yaptıklarını düşünmek zorunda kalacak ve kendilerine çekidüzen vereceklerdir. Şu ince detay da gözden kaçırılmamalı siyasetçiler seçimi ramazana denk getirmekle yüzde doksan dokuz Müslüman olan bu ülkenin insanına haksızlık etmişlerdir.

    İyisiyle, kötüsüyle her hâlükârda bir seçim yaşayacağız. Dileğim odur ki bu seçimin memleketimize ve halkımıza hayırlara vesile olmasıdır. Seçime katılacak tüm parti ve adaylara şimdiden başarılar dilerim.

                                                                                                                                   Seyfettin AĞIRMAN